1. ENGLISH
Kaos GL > Tarihçe

Tarihçe

Kaos GL "neler yapabiliriz?" diye başlayan ev sohbetlerinin duvarlarını yıkarak gerçeğe dönüşmesidir.

1990’lı yılların başında evlerde sohbet ediyorduk. Bazen gazetelerden okuduğumuz haberlerin etkisiyle "gay pride" lar düzenlemek istiyorduk. Bazen moralimiz bozuluyordu, "bu memlekette bir şey olmaz" diye ayrılıyorduk hayallerimizden...

Bir gün işi inada bindirdik: Yapılacak bir şey mutlaka vardı. Biz birbirimizi bulduk; ama daha çok insan var ulaşmamız gereken, ulaşılmayı bekleyen. Onları da bulmamız lazım. Onlara ulaşabilmek için neler yapmamız gerektiğini tartışmaya başladık...

LGBT’ler hayatın hiçbir alanında sözlerini söyleyemiyorken, kendi seslerini duymaya ve duyurmaya ihtiyaçları vardı. Her bir bireyin eline değmeli, evine girmeliydik. Bunu da ancak bir dergi çıkararak yapabilirdik.

1993 yılına geldiğimizde, aklımızda binlerce fikir ve bir o kadar da deneyimle dergiyi şekillendirmeye başladık. Ev sohbetlerimizde artık sadece "nasıl bir dergi istediğimizi" konuşuyorduk. Sonra bu sohbetleri Türkiye’nin her yerinden LGBT’ lerin katılabileceği bir tartışmaya dönüştürmeye karar verdik. Sokak afişlerimiz Ankara’daki bütün otobüs duraklarından İstanbul’a Express dergisine kadar taşındı.

"16-23 Nisan 1994, sayı 12, Express:

Gey, Lezbiyen, ve Anti-heteroseksistlere Çağrı Yalnız olduğunuzu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Toplumun her kesiminde ve her alanında daima vardık ve varız. Ama kendi kimliğimizle değil, heteroseksizmin bize sunduğu ve dayattığı; bizi tanımlamayan bir kimlikle. Bu kimlikleri değiştirme zamanı gelmedi mi?

Biz ilk adımı attık ve ciddi bir posta kutusu kiraladık. Amacımız hem bir iletişim ağı oluşturmak hem de ileride birlikte yürümek isteyenlerle buluşmak.

Sıkıntılarınızı, duygularınızı, sorunlarınızı ve kişisel olarak ne yapabileceğinizi yazın. Birbirimize güvenmeyip kime güveneceğiz?

Hayallerimiz 20 Eylül 1994’de gerçek oldu. İlk dergimizi çıkardık. Kendi tabirimizle "Şanlandık"... Kısık bir sesle çıkmadık ama. Çığlıklarla ilan ettik ilk sayımızı. Çığlık manifestomuza ve dergimize her yerden yanıt geldi. Dergiyi ellerimizle yoğurduk. Paramız yoktu, borç aldık. Bilgisayarımız yoktu iş yerlerimizde "gizli gizli" yaptık. Yani sözün kısası, eşcinselliğimizi açık açık yaşamaya dergimizi gizli gizli ortaya çıkarmaya başladık. İlk dergimizi çıkarttıktan sonra on dergi çıkartacak kadar yazı, umut ve heyecanımız birikti...

İlk dergide kendimizi kendimize anlatmakla işe başladık: Çıkış Manifestomuz

Yalnızca seksist değil aynı zamanda heteroseksist bir toplumda yaşıyoruz. Kadınların köleleştirilmeleri üzerine kurulan; zaman içinde dönüşüp yeniden biçimlenerek kapitalist sömürü sistemine kadar gelen içinde yaşadığımız bu toplum, yalnızca erkek egemen değil aynı zamanda heteroseksist erkek bir egemenlik sistemidir. İçinde yaşadığımız. Bu toplumda zaman zaman eşcinsel oluverme sendromları ve lezbiyenlik modaları görülse de yapılan her şey heteroseksist politik ve toplumsal diktatörlüğün sürekliliği için yapılıyor. Kadınlar salt kadın oldukları için eziliyor ve kadınlık konumundan dolayı sömürülüyorlarsa gey’ler de salt gey oldukları için heteroseksist zihniyet ve bu zihniyetin kurumsal örgütlenişi olan erkek egemen düzen tarafından yok edilmek isteniyor.

Yok etme... Bütün Kızılderilileri, Yahudileri ve Kürtleri yok edebilirsiniz. Bütün eşcinselleri Hitler’in yaptığı gibi pembe üçgenlerle işaretleyip toplayabilirsiniz. Hastaneler, hapishaneler, toplu eşcinsel idamları, faili meçhul eşcinsel ve travesti cinayetleri; hepsi tarih boyunca denendi. Tekil olarak eşcinselleri ortadan kaldırdılar ama eşcinselliği asla yok edemediler. İnsan insan olarak kalmayı başarabilirse kişi kendi cinsini sevmeye devam edecektir.

Tans’ın bacakları arasında bir vajen ya da penis olmuş hiç fark etmez. Onun kafası erkek egemen ideoloji tarafından esir alındığında heteroseksist erkek egemen diktatörlük açısından sorun yaratmaz. Yaratmadı. "cinsel sevi nesnesi" olarak kendi cinsini seçmekle birlikte yatak dışında geyliğini unutan bir gey de aynı şekilde heteroseksist diktatörlük için sorun yaratmaz.

Bizler yalnızca yatak odasında değil her yerde ve her zaman gey’iz. Toplumsal latentliği reddediyoruz. Nicel anlamda heteroseksüeller karşısında azınlık olabiliriz ama nitel anlamda azınlık olmayı reddediyoruz. Salt heteroseksüellerle bir sorunumuz yok; asıl düşmanımız bizlere yaşam hakkı tanımayan heteroseksistlerdir. Aşağı ya da üstün olmayı reddediyoruz. Biliyoruz ki iktidar egemenliği dışında her şeyden vazgeçebilir. İçinde yaşadığımız toplumun egemeni burjuvazi, demokrasi adı altında, aynı şekilde kendi iktidarı dışında her şeyden vazgeçebilir. Belki "demokrasi" o kadar gelişir, o kadar gelişir ki (!) Geyler de özgür olabilirler! Ama bizler özgürlüğü bütünsel bir varolma olarak algıladığımızdan heteroseksist diktatörlüğün politik ve toplumsal olarak bütünüyle naşlamasını hedefliyoruz, bunun için çıkıyoruz...

Biriken heyecanımızla kendimiz gibi eşcinsellere ulaşmanın olanaklarını yaratmaya çalışıyorduk. Aşklarımızdan, heyecanlarımızdan hayatımızdan bir şeyleri çalmadan her şeyi ortaya koyarak Kaos GL dergisini çıkartıyorduk. Dergiyi nasıl yapıyorsunuz bu nasıl bir inat sorusuna çok kısa bir süre sonra Express’teki köşesiyle Yıldırım Türker cevapladı:

’’Kaos’ a Selam, Kaos’ un sekizinci sayısı çıktı. 90’lı yılların zulümle, dil, ruh ve bütün atmosfer kirlenmesiyle belirlenen ritmi içinde beni en sevindiren şeylerden biri bu. Soluklanma alanları iyice kısıtlandı çünkü. Bu memleketi hala yaşanılır kılan şeylerin başında geliyor Kaos benim için. Bir avuç öfkeli gencin çok iyi bildiğim Ankara akşamlarında birbirlerinin evlerinde toplanıp heyecanla dergiyi hazırlayışlarını görür gibiyim. Tartışıyorlar, bağrışıyorlar, gülüşüyorlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin loş tarihinde "kendileri" gibi olmanın cüretkâr öyküsüyle bir gedik açıyorlar. Fotokopiyle çoğaltılmış bu on altı sayfa bu topraklarda yüz yıl sonra da kendi cinslerinin aşkına sığınacak, o aşkla ayakta duracak kadın ve erkeklerin hayatında bir dönüm noktası olarak anılacak. Resmi tarihin yanlış figüranları olan bizlerin, bu dört yaprakla ilk olarak söz alışımızdaki yırtıcı heyecan, bir şeylerin başlangıcını müjdeliyor. Çünkü. Evet; "önce herkes bir serseme dönmeli, temelinden sarsılmalı ortalık". Bu yırtıcı heyecan dergideki tartışma yazılarında var, mektuplarda var, tanıdıklarda var, keçeli bir kalemle sarsakça yazılmış sayfa numaralarında var. Her şeyin ötesinde, eşcinsellerin kimlerin yanında duracağını belirleme çabasında bütün dünyayı kavramaya çalışan politik bakışta var. Kaos GL etrafında toplanan kardeşlerimizi sevgiyle, hayranlıkla ve en çok da şükranla selamlıyorum.’’ (29 Nisan 1995, sayı 66, Express)

Kültür Merkezi ve Kütüphane

15 yıl öncesinin eşcinselliğe ilişkin birçok hayalini gerçekleştiren ve LGBT bireylerin hayatında birçok ilke imza atan Kaos GL 1999’ın sonbaharında, Kültür Merkezi’ni de yarattı. Belki inanması zor gelecek ama ilk bir ay sadece Kültür Merkezi’ne hayallerimizi yerleştirebildik. Kültür Merkezi, derginin inadının ve aşkının bir meyvesiydi. Kültür Merkezi kendi meyvelerini vermeye hemencecik başladı. İlk önce kütüphane fikri doğdu, sonra film gösterimleri başladı ve halen etkinliklerimize tüm hızımızla ve enerjimizle devam ediyoruz. LGBT bireylerin sosyalleşmeleri, araştırmaları, üretmeleri ve paylaşımları için Kaos GL Kültür Merkezi tüm imkanlarıyla hafta sonları yoğun olmak üzere her gün 14:00 -18:00 arası kapılarını açmakta...

2000’lerden bu yana Kaos GL Çalışmaları,

Kaos Kültür Merkezi, 2000 yılının Eylül ayından beri kültürel etkinlikler, toplantılar, seminerler ve film gösterimlerini içeren programlarla etkinliklerini sürdürmektedir. Kültür Merkezi bünyesinde oluşturulan kütüphane, Türkiye’nin "ilk eşcinsel kütüphanesi" dir.

Kaos GL grubu 12 yıldır yürüttüğü eşcinsellere yönelik bilinç yükseltme faaliyetlerine paralel olarak gönüllü hukukçular ve psikolog-psikiyatrlar aracılığıyla hukuksal ve psikolojik destek hizmetleri de sunmaktadır. Kaos GL çatısı altında psikolog ve psikiyatrlar, ruh sağlığı alanında eşcinsellere yönelik homofobik uygulamaları deşifre etmek ve bunlara son vermek için mücadele etmektedirler. Hukuk, çalışma yaşamı, eğitim gibi toplumsal yaşamın her alanında, eşcinsellere yönelik baskı ve önyargıların sebep olduğu hak ihlalleriyle mücadele etmek ve eşcinsellerin "görünür" olması için çaba göstermek de Kaos GL’ nin öncelikleri arasındadır.

Toplumun eşcinsellere dair önyargılarıyla yüzleşmesi için, pek çok panel, konferans, seminer ve benzeri organizasyonlara katılarak stant açan Kaos GL, 2001 yılındaki 1 Mayıs eylemine katılarak eşcinsellerin özgürlük mücadelesini alanlara taşımakla kalmamış, aynı zamanda, Türkiye’de ilk "kamusal eyleme katılan eşcinsel örgütü" olmuştur.

Kaos GL, 23-24 Mayıs 2003 tarihlerinde Hollanda Büyükelçiliği’nin desteğiyle gey ve lezbiyenlerin sorunlarını kamuoyu önünde tartışmaya açmıştır.

2004 yılında da İngiltere Büyükelçiliği’nin desteklediği projesi kapsamında İstanbul, İzmir, Ankara ve Diyarbakır’da "Eşcinsel Hakları İnsan Haklarıdır" temalı insan hakları seminerleri düzenlemiştir.

2005 yılının Şubat ayında ise yine İngiltere Büyükelçiliği’nin desteğiyle Ankara’da büyükelçiliklere ve uluslararası kurumlara yönelik "Türkiye’de Eşcinsellerin Sorunları" konulu semineri gerçekleştirmiştir.

Kaos GL, Nisan 2005 ve 2006 yıllarında Sağlık Bakanlığı’nın sekretaryasında oluşturulan "Ulusal AIDS Koordinasyonu" na üyedir ve Bakanlık’la birlikte "Eşcinsel Erkeklerin HIV-AIDS Konusunda Bilgilendirilmesi" ne yönelik "Gökkuşağı Projesi" ni yürütmüştür.

Kaos GL 15 Temmuz 2005’de, insan hakları hareketi açısından önemli bir adıma daha imza atarak "Türkiye’nin ilk cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği alanında kurulan derneği olarak resmen kuruldu.

Bu tarihten itibaren Kaos GL Derneğinin çalışma ve mücadelelerini Kaos GL Derneği resmi sitesi www.kaosgldernegi.org ve Kaos GL Haber sitesi www.kaosgl.org ‘dan takip edebilirsiniz.