1. ENGLISH
Etkinlikler > Basın Açıklamaları > Yeni Anayasa Yazımında “Kriz” Adı Altında Tartışılan Eşcinsellerin Yaşam Hakkıdır!

Yeni Anayasa Yazımında “Kriz” Adı Altında Tartışılan Eşcinsellerin Yaşam Hakkıdır!

22 Mayıs 2012
Basına ve Kamuoyuna 
 
LGBT’ler yaşam hakkına güvence istiyor!
 
Tüm LGBT dernekleriyle ortaklaşan Kaos GL Derneği, “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” realitesinin YeniAnayasa’da tanınması için ısrar ediyor!
 
Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) varoluşları tanımlayan “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadeleri“eşitlik” maddesine dâhil edilmeyip, LGBT’lerin hayatları “herkes” veya “diğer” ya da “ve benzeri”görünmezliğine havale edildiğinde inkârcı politikalar değişmeyecektir!
 
Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda “eşitlik” maddesinin yazımında çıkan “kriz” kimlerin “vatandaş” kabul edileceği, kimlerin “insan” yerine konulacağı krizidir! “Cinsel Yönelim” ve “Cinsiyet Kimliği”ne karşı itiraz ise LGBT bireylerin vatandaşlığa kabul edilmeyeceğinin işaretidir.
 
BDP ile CHP’nin gördüğü ama MHP ve asıl olarak Hükümet’teki AK Parti’nin görmezlikten geldiği LGBT bireylerin yaşam hakkıdır.
Hükümet, LGBT bireyleri tanıyıp insan haklarını güvenceye almadığında “Yeni Anayasa” yazımı adı altında mevcut ayrımcılığı doğallaştıracak ve LGBT bireylerin maruz kaldığı ayrımcılıklar ile nefret cinayetlerine davetiye çıkaracaktır!
 
Varlığı tanınmayanın eşitliğini kim koruyacak?
 
“Kanun önünde” herkes “eşit” diyerek 12 Eylül Anayasası’nın zihniyetiyle “Yeni Anayasa” yazarken Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) bireylerin bu eşitliğe hayatın hiçbir alanında asla dâhil edilmediğini gerçekten bilmiyor musunuz?
 
Mevcut Anayasa’da “Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep” gibi ayırımcılık sebeplerine açıkça yer verildiği halde “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği’’ olgusuna yer verilmiyor…
 
Ancak madde metninde belirtilen “…ve benzeri sebeplerle” ibaresi geniş yorumlanarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğrayan LGBT bireylerin hakları da bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi gerekirken bugüne kadar bu madde eşcinsellerin maruz kaldıkları ayrımcılıklar için hiçbir zaman uygulanmadı…
 
Çünkü zorunlu heteroseksüelliğe direnen eşcinselseniz, tek dile direnen Kürt’seniz, tek dine direnenAlevi’yseniz, erkek iktidarına direnen kadınsanız, sömürüye direnen emekçiyseniz, çoğunluk karşısındaazınlıksanız, yoksulsanız, hasta ya da sakatsanız, yaşlı iseniz yasadaki “herkes” asla olamazsınız...
 
“Eşitlik” hâkim ve savcıların yorumuna bırakılamayacak kadar değerlidir!
 
Tam da bu gerekçeyle Türkiyeli eşcinseller, Yeni Anayasa’nın “eşitlik” ilkesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenerek LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) realitesinin tanınmasını istiyor.
 
Hal böyleyken uygar bir anayasa için toplumun her kesimini kapsama çabasında sıra eşcinsel bireyleregeldiğinde LGBT’lerin anayasal eşitlik ve özgürlük talepleri herkesin kendi önyargısı oranında fantezilere havale edilebiliyor. Oysaki mesele “evlilik” değil “eşitlik”le alakalıdır ve elbette heteroseksüel vatandaşların sahip olduğu tüm haklara LGBT bireyler de sahip olacak!
 
LGBT’lerin bekledikleri “özel” bir düzenleme olmayıp “eşitlik” yanlısı ve “ayrımcılık” karşıtı haklı bir taleptir!
 
Mevcut Anayasada ve yasalarda “eşcinsel realitesi” görmezlikten gelinse de “ayrımcılık” söz konusu olduğunda, Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans bireyler sırf cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerinden dolayı hayatın her alanında dışlanıyor, baskı görüyor, eşit katılımları engellenip yasal güvenceden yoksun bırakılıyorlar.
 
Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet olayları ile nefret cinayetlerinin artarak devam etmesi ve tüm bunlara karşı yasal güvenceden yoksun bırakılmaları yetmiyormuş gibi anayasal eşitlik taleplerinin önyargı ve fantezilerle boğulma girişimleri endişeleri daha da arttırmaktadır.
 
LGBT örgütlerin anayasal talepleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasının tüm vatandaşlarının insan haklarını koruyan ve tüm ayrımcılıkları önleyen maddeleri içerecek şekilde düzenlenmesinden ibaret olduğunun görülmesi gerekiyor.
 
LGBT bireyleri cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıklara karşı güvence altına almayan bir anayasanın eşitlikçi, demokratik ve özgürlükçü olamayacağı aşikârdır.
 
Aslında bütün bu hikâye yani Anayasal tanınma talebi LGBT’lerin adlarıyla çağrılma talebidir!
 
Hükümetin temsilcileri Anayasa tartışmalarında LGBT bireylerin adlarını ağızlarına almıyorlar…
 
Ya “onlar” diyerek ötekileştiriliyorlar ya da İçişleri Bakanı Şahin örneğinde yaşandığı gibi eşcinsellerin adını“namussuzluk, ahlaksızlık, gayriinsanî durum” bahsinde telaffuz ediyorlar…
 
Anayasa “genel” ifadelerle yazılır formel gerekçesi “toplum hazır değil” politik yalanıyla sönüyor… 
 
Hâl böyle olunca, LGBT bireyler ve örgütler olarak eşitlik ve özgürlük için anayasal tanınma talebimizde ısrar ediyoruz!
 
Yeni Anayasanın eşitliği düzenleyen maddesine Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonunda önerildiği ve savunulduğu gibi “cinsiyet” ibaresinin ardından “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesini istiyoruz…
 
Kaos GL Derneği